Bugun...
SON DAKİKA

Ali Bulaç: Kürtler Nereye?

"Kürt sorunu”nu ilk silahın patladığı 1984-Ağustos ayından beri olayları yakından takip etmeye çalışan biri olarak, 30 yıl boyunca konuyla ilgili yazılar yazdım. Her bir yazı, o günün gelişen olaylarına ilişkin bir şahitliği/tanıklığı ifade eder. Do
facebook-paylas
 Tarih: 25-05-2010 19:21:00

Ali Bulaç: Kürtler Nereye?

 

 

 

 

 

Ali Bulaç’ın “Kürtler Nereye?” başlıklı kitabı Çıra Yayınları’ından çıktı.

 

 

Ali Bulaç’ın kaleminden kitabın önsözü:

 

“Kürtler nereye?” adını verdiğimiz bu kitap, “Şahitliktler dizisi”nin dördüncü halkasını teşkil etmektedir.

 

“Kürt sorunu”nu ilk silahın patladığı 1984-Ağustos ayından beri olayları yakından takip etmeye çalışan biri olarak, 30 yıl boyunca konuyla ilgili yazılar yazdım. Her bir yazı, o günün gelişen olaylarına ilişkin bir şahitliği/tanıklığı ifade eder. Dolayısıyla bu kitap soruna ilişkin bir çerçeve oluşturmakla beraber, gelişmenin seyrini yakından takip eden bir tanıklığı da ifade eder.

 

Adına “Kürtler” denilen ve “Kürtçe dil” konuşan bir halk bu sorunun hem öznesi hem nesnesi durumundadır. Kürtlerin binlerce yıldır üzerinde yaşadığı cografya, Ortadoğu ve İslam dünyasının kalbini teşkil eder. Türkiye, Suriye. Irak ve İran’a -Avrupa, Asya ve Amerika’da yaşayan irili ufaklı Kürtleri hesaba katmıyoruz- yayılmış ve yaklaşık nüfusu 25 milyonu bulan bu halk, hemen hemen her ülkede birtakım sorunlar yaşamaktadır. Sorun hem Irak ve İran’da hem Türkiye’de uzun süreli ve yaygın çatışmalara yol açmış, bu çatışmalarda onbinlerce insan hayatını kaybetmiştir. Suriye’deki Kürtlerin de büyük sıkıntılar yaşadığı sır değil. 1984-2010 yılları arasında sadece Türkiye’de yaklaşık 50 bin insanın hayatını kaybetmiş olması, ne denli ağır bir sorunla karşı karşıya bulunduğumuzu göstermeye yetmektedir. Harcanan milyarlarca dolar, çekön iktisadive beşeri coğrafya, demografik alt-üstler oluşlar bunun cabası.

 

Sorun bundan ibaret de değildir. Türkiye’de çatışmalar devam edip kalıcı bir çözüm bulunmadıkça sivil siyaset askeri vesayetten, anti demokratik müdahalelerden kurtulamıyor. Kürt sorunu siyaset dışı güçlerin sivil siyasete müdahale etmelerinin en kullanışlı aracı, etkili enstrümanı olarak fonksiyon görmektedir. Zaman zaman silahlar susmuyor değil. Mesela 1999-2004 yılları arasında çatışma olmadı, silahlar sustu, ama soruna kalıcı bir çözüm bulunmadı, bulmak isteyenler adeta engellendi.

 

Sorunun derin siyasi, sosyal ve ekonomik boyutları her zaman önemini korumaya devam ediyor. Bölgesel ve uluslar arası konjöktörde değişen her kare neredeyse doğrudan Kürt sorunla ilgili oluyor. Türkiye ve bölge ülkelerini zaafa uğratmak isteyenler için Kürt sorunu son derece kullanışlı bir araç. Gelecekte bölgeyi yeniden şekillendirmek isteyenler, bu sorunun iş ve işlev görebilir bir çerçeveye oturtulması gerektiğini yakinen bilmektedirler. Söz konusu sorun çözülmedikçe ne Türkiye, kendisinden beklenen performansı gösterebilir ne bölgede herhangi işe yarar bir adım atılabilir. Selçuklu ve Osmanlı tarihi bize açıkça göstermektedir ki, Kürtlerin desteğini almayan hiçbir yönetim bölgenin kaderiyle ilgili ciddiye alınır bir söz söylemesi, adım atması mümkün değildir. Osmanlı’ya ve Yavuz Sultan Selim’e bugünkü Ortadoğu’nun kapılarını açan Şeyh İdris-i Bitlisi’ye göre,   Kürt beldelerinin fethi İstanbul’un fethini tamamlayacak önemdedir. Kürtlerle ittifak Bağdat, Basra, yani Irak ve Azerbaycan ile Halep ve Şam’ın yollarını açacaktır.

 

Binlerce yıllık tarihlerinde durgun halde yaşayan Kürtler, ilk defa zamanın bu diliminde harekete geçmiş bulunmaktadırlar. Kürtlerin nereye gideceği önemli bir sorudur ve İslam dünyasının geleceğini yakından ilgilendirmektedir.

 

Kürtlerin yaşadığı coğrafya İslam dünyasının asli ve tabii bir parçası, Kürtler İslam ümmetinin bir kavmi veya halkıdır. Yeni bir dünyayı tasarlarken, onların katılımı ve gönül rızasıyla süreci inşa eden aktörler olarak sahneye çıkması hayati derecede önemlidir.

 

Çok boyutlu ve hayli karmaşık gibi görünen sorunun aslında üç ana noktada toplanabildiğini söylemek mümkün.

 

Bunlar da;

 

 a) Kürt kimliğinin tanınması;

 

b) Ana dil üzerindeki baskıların kalkması;

 

c) Bölge halkının sosyal ve ekonomik refah seviyelerinin düzeltilmesi.

 

Bunlar sorunun seyrettiği yüzeyde çözüm bekleyen noktalar. Daha derinde ise sorun, genelde İslam dünyasını ve özelde bölge haklarının kendi ben idraklerinde köklü bir değişimin meydana gelmesi ve yeni bir dünyaya adım atarken, zamanın herkesi ortak bir bilinç ve ortak bir ideal etrafında birleştirmeye mecbur etmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, dipteki büyük bir dalganın dışa vurumu Kürt sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Küresel düzeyde olduğu kadar bölgesel düzeyde de derin bir dönüşüm yaşanıyor. Eğer Türkler ve Kürtler, Araplar ve İranlılar, Çerkezler, ve Arnavutlar-Boşnaklar, Berberiler ve Peştunlar vd.. bu dönüşümün mahiyetini doğru anlayabilirlerse, tarihin sahnesinde kurucu özneler olarak yeniden yerlerini alacaklardır.

 

Bu kitabı baştan sona okuyanlar, bu yönde umut verici gelişmelerin olduğunu fark edeceklerdir.

 

Çaba bizden, başarı Allah’tandır!...

 

Çıra Yayınları

0212 635 99 19

www.cirayayinlari.com

 

 

 

özgündurus

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

g

 

Etiketler

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Yurdum İnsanı Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HAVA DURUMU
GAZETEMİZ
  ANKET Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI